Yumurtalik Rezervinizi Ölçtürdünüzmü?

Yumurtalik Rezervinizi Ölçtürdünüzmü?


YUMURTALIK REZERVİNİZİ ÖLÇTÜRDÜNÜZMÜ?

Kadınların çocuk sahibi olup olamayacaklarını veya ne zamana kadar çocuk sahibi olabileceklerini etkileyen en önemli faktör yumurtalık rezervleri... Bazı kadınlar 40 yaşından sonra bile anne olabiliyorken, bazıları da 30'lu yaşlarda menopoza girebiliyor. Yumurtalık rezervi yumurtalıklarda follikülogenez (yumurta gelişimi) ve steroid hormon üretimi fonksiyonunu yerine getirecek folliküllerin sayı, kalite ve yeterliliğini tanımlar. Yumurtalık rezervinin durumu kadının fertilizasyon (gebe kalma) yeterliliği ile ilişkilidir.

Kadın fertilitesi (doğurganlığı) menopoza 10 yıl kala azalmaya başlar. Bu süreç 37 yaşından itibaren menopoza kadar giderek hızlanmaktadır. Yumurtalık rezervindeki azalmanın iki önemli yönü vardır:

  1. Azalma süreci kişiden kişiye göre çok değişken süreler içinde olabilmektedir. Bazı kadınlar otuzlu yaşların başlangıcında gebe kalmada güçlük çekerken, diğerleri kırklı yaşların ortasında hamile kalıp doğum yapabilirler.
  2. Yumurtalık yaşlanmasının tanısı adet düzeninin bozulması ya da ateş basması, terleme gibi şikayetlere dayanılarak yapılamaz. Aslında bu şikayetlerin ortaya çıkmasından yıllar önce yumurtalık fonksiyonel yeteneğini kaybetmeye başlar.


ERKEN MENOPOZ

Ancak yine de adet döngünüzde kısalma, adet miktarının azalması gibi değişiklikler ortaya çıkarsa bu durum yumurtalık rezervinin azalması veya erken menopozla ilişkili olabileceğinden mutlaka doktorunuza başvurunuz. Yumurtalık rezervini etkileyen faktörler:

  • Yaşın ilerlemesi
  • Sigara
  • Obezite
  • Yumurtalıkların alındığı veya sadece kistlerin çıkarıldığı ameliyatlar
  • Şiddetli endometriozis
  • Kemoterapi ve radyoterapi
  • Erken menopoz (prematür ovaryan yetmezlik, POF) (Doğum kontrol hapı ve diğer korunma yöntemleri over rezervini etkilemez, kısırlığa neden olmaz.)


BİYOLOJİK YAŞ, KRONOLOJİK YAŞTAN DAHA ÖNEMLİ!

Biyolojik yaş, kronolojik yaştan daha önemlidir. Özellikle yardımcı üreme teknikleri ile tedaviye başlamadan önce kadının yumurtalık rezervi hakkında fikir sahibi olunmalıdır. Yumurtalık rezervi düşük olan kadınlar genç yaşta olsalar da gebelik oranları düşmektedir.

Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesinin çeşitli metodları vardır. Erken folliküler fazda, yani adet döngüsünün ilk yarısında yapılan ultrasonografi ile yumurtalıklardaki antral foliküllerin sayımı, yumurtalık boyutlarının ölçümü, hızlı güvenilir ve kolay bir yöntemdir.

Bunun yanında adetin 2/3. günü kanda bakılacak basal serum FSH ve basal estradiol değeri bize yumurtalık rezervi hakkında bilgi verecektir. FSH ölçümü, kadınların infertilite tedavilerine cevabını değerlendirmede etkili, gebelik elde etme oranlarıyla iyi uyum gösteren, yumurtalık rezervini doğru şekilde ortaya koyan bir testtir.

Aynı şekilde adetin 2/3. günü bakılacak estradiol değerinin 80 pg/ ml nin üzerinde saptanması bu olgularda over rezervinin ortaya konulmasında çok değerlidir. Son yıllarda Anti-Müllerian Hormon (AMH), yumurtalık rezervini belirlemede giderek önem kazanmıştır. AMH folliküllerdeki granülosa hücrelerinden salgılanır. Puberteyle birlikte kanda yükselmeye başlar, üreme dönemi boyunca giderek düşer ve menopozda kanda eser miktarlarda bulunur. Güncel bilgilerimize göre AMH adet gününe bağımlı olmaksızın ölçülebilen, yumurtalık rezervini en güvenilir şekilde ortaya koyan, standart bir testtir.

AMH hormonu kadınlarda başlıca yumurtalık kapasitesi (over rezervi) değerlendirilmesi amacıyla kullanılır. Burada amaç kadının gebe kalabilme için hormonal düzeyinin, yumurta oluşturabilme yeteneğinin yeterli olmasının araştırılması veya gebe kalabilmesi için ilaç  veya tüp bebek gibi tedavilerin başarı oranının öngörülmesidir. AMH'nin over rezervi belirlenmesinde FSH, E2 (östrojen), İnhibin-B gibi hormonlara göre çok daha güvenilir olduğu tespit edilmiştir. FSH ile etkileşmesi yok denilecek kadar azdır. AMH değeri yumurtalıklardaki küçük antral folküllerin sayısı ile orantılıdır bu nedenle overlerdeki primordial folikül havuzunu çok iyi yansıtır. Over rezervini belirleme açısından AMH'ye en yakın yöntem antral folikül sayımı gibi görünmektedir. Yaş ilerlemesi ile birlikte primordial folikül sayısı ve AMH değeri giderek azalır, menopozdan sonra tespit edilemeyecek seviyeye gelir. AMH'nin günümüzde diğer hormon testleri ölçümlerine göre dezavantajı nispeten daha pahalı olması ve her hastanede yapılamamasıdır. İlerleyen zamanlarda maliyeti düşecektir ve yaygınlaşacaktır.



YUMURTALIK REZERVLERİ İLAÇLARLA VEYA YİYECEKLERLE ARTARMI?

Yumurtalık rezervi azalan kadınlarda yaş genç bile olsa gebelik şansı azalabilmektedir. İlaçlarla veya yiyeceklerle yumurtalık rezervini iyileştirmek yani yumurta sayısını arttırmak maalesef  mümkün değildir.



YUMURTALIK REZERVLERİ AZALDIĞINDA NE YAPMALI?

Yumurta Rezervinin azalmış olması hastanın gebe kalamaması anlamına gelmez. Rezervi azalmış birçok hanım kendiliğinden gebe kalabilmektedir. Yumurtalık rezervi azaldığını tespit ettiğimiz kadınlarda artık zamana karşı yarışarak bir an önce çocuk sahibi olmalarına gayret gösteririz. Bu amaçla infertilite (kısırlık) testlerini beklemeden yapar, başka sorun varsa ortaya koyar ve hemen tedaviye başlarız. Bu grup hastalarda tüp bebek opsiyonunu daha hızlı devreye sokmaktayız, ancak tüp bebek başarı oranlarının en düşük olduğu grup maalesef yumurtalık rezervi az olan hastalardır. Çünkü yumurta hücrelerinde ki sayıca azlık beraberinde kalitesel azalmayı da getirmektedir. Over rezervi az olan hastalardan daha az sayıda yumurta hücresi elde edilebilmektedir. Elde edilen bu hücrelerin döllenmesi, bölünmesi ve embriyo oluşturma kapasiteleri daha düşük olmaktadır. Over rezervi az olan hastalardaki bu azalmış gebelik şansını tüp bebek yöntemi ile en iyi şekilde kullanmaya çalışırız. Bundan dolayı aşılama gibi gebelik şansı düşük olan tedaviler ile devam etmek vakit kaybetmek olacaktır.

Yumurta rezervleri az olan hastalara uygulanan bazı tedavi protokolleri vardır, burada önemli olan hastaya en uygun protokolü belirlemektir.  Yumurtalık rezervi azalmış hastalarda kesin işleyen bir protokol yoktur. Pek çok protokol vardır.  Kullanılan tedavi protokolü ve ilaçlar elde edilen yumurta sayısını arttırılabilmekte ise de gebelik şansı yumurtalık rezervi azalmış kişilerde en iyi ihtimalle % 30’lardadır. Yaş 30 altı ise, bu oran % 40 olabilmekte, 40 yaş ve üzerinde ise % 10-20’lere inmektedir. Bu nedenle tüp bebek tedavilerinin başarısını belirlemede yumurtalık rezervi önemli bir belirleyicidir.