
SİROZ HASTALIĞI NEDİR?
Siroz Hastalığı karaciğerde iltihabi rekasiyon, nekroz sonucu gelişen kronik karaciğer hastağıdır. Özetle vücudumuzun en büyük ve en yoğun işleve sahip ana organlarından olan karaciğer artık normal dokusunu kaybettği az ya da hiç işlev göremez hale geldiği bir hastalıktır.
SİROZ HASTALIĞININ NEDENLERİ NELERDİR?
Siroz hastalığının çok sayıda sebebinin olması yanında ülkemizde en sık görülen siroz nedenleri şunlardır;
- Virüs (Hepatit-B, Hepatit-C ve Hepatit-D) ülkemizde en sık virüs kaynaklı siroz Hepait-B’dir.
- Yoğun ve uzun süreli alkol kullanımı
- Nash (Non Alkolik Steato Hepatit) karaciğer yağlanması, malesef son dönemde ülkemizde de önemli bir halk sağlığı problemine dönüşen obezite kaynaklı karaciğer yağlanması sonucu siroz hastalığı sayısı artmaktadır.
- Kalp Yetmezliği
- Otoimmüm hepatit, Primer biliyer siroz, primer sklerozan kolanjit
- Wilson, hemokromatozis, kriptojenik, diğer…
SİROZ BULGULARI NELERDİR?
Sirozun evrelerine çok değişkenlik gösterebilir. Sirozun iki ana klinik tabloya ayırabiliriz:
- Kompanse Siroz (Erken Dönem)
- Dekompanse Siroz
KOMPANSE SİROZ (ERKEN DÖNEM)
- Hastalarda hiçbir şikâyet olmayabilir.
- Yorgunluk
- Halsizlik
- İştahsızlık
- Bulantı ve kusma olabilir.
DEKOMPANSE SİROZ
- Sarılık
- Kaşıntı
- Koyu renkli idrar
- Ciltte morluk
- Saç dökülmesi
- Ciltte spider anjiyom dediğimiz damar genişlemeleri
- Erkekte meme büyümesi (jinekomasti)
- Kadınlarda adet düzensizliği
- Dalak büyümesi
- Karında sıvı birikmesi olabilir.
SİROZ KOMPLİKASYONLARI
- Özefagus varis kanaması (Yemek borusu damarlarının kanaması) en ölümcül komplikasyon
- Assit (Karın boşluğunda su birikmesi)
- Peritonit (Karın boşluğunda biriken sıvının iltihaplanması)
- Dalak Büyümesi
- Hepatik ensefalopati (Bilinç bozulması)
- Hepatorenal sendrom (Siroza bağlı böbrek yetmezliği)
- Hepato pulmoner sendrom (Siroza bağlı olarak akciğer fonksiyonlarının bozulması)
- Pıhtılaşmanın bozulması
- Karaciğer kanseri
SİROZ HASTALIĞININ TANI VE TEDAVİSİ
- Siroz şüphesi olan veya kronik hepatit olan her hasta mutlaka düzenli doktora başvurmalı,
- Hastanın karaciğer fonksiyon testleri 3 ayda bir takip edilmeli
- 6 ayda bir ya da karaciğerin durumuna göre yılda bir karaciğer ultrasonografisi yemek borusundaki varisleri erken saptamak için endoskopi yapılmalıdır.
- Kan testleri ile karaciğerin ne kadar bozuk olduğu değerlendirilmeli, komplikasyonların gelişip gelişmediğine bakılmalı ve tüm bu değerlendirmelerden sonra nedene yönelik tedavi planlanmalıdır.
- Son dönem siroz hastaları için karaciğer nakli düşünülmedir.
SİROZ HASTALIĞINDA GÜNLÜK HAYATTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Siroz tanısı almak, birçok hasta için yalnızca fiziksel bir hastalıkla değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal açıdan da önemli bir değişim süreciyle karşı karşıya kalmak anlamına gelir. Karaciğer, vücudun metabolizma merkezi olarak kabul edilir ve bu organın işlevlerinin azalması, kişinin enerji düzeyinden sindirimine, bağışıklık sisteminden hormon dengesine kadar pek çok alanı etkileyebilir. Bu nedenle siroz hastalarının günlük yaşamlarını daha dikkatli ve bilinçli bir şekilde düzenlemeleri büyük önem taşır.
Öncelikle beslenme düzeni siroz hastaları için kritik bir konudur. Karaciğerin yükünü azaltmak ve vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri dengeli bir şekilde almak için düzenli ve planlı bir beslenme programı uygulanmalıdır. Aşırı yağlı, kızartılmış ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmalı; sebze, meyve, tam tahıllar ve yeterli protein içeren dengeli bir diyet tercih edilmelidir. Bununla birlikte tuz tüketimi özellikle assit gelişmiş hastalarda büyük önem taşır. Fazla tuz, vücutta sıvı tutulmasını artırarak karında sıvı birikimini şiddetlendirebilir. Bu nedenle yemeklere sonradan tuz eklememek, turşu, salamura ve hazır gıdalardan kaçınmak oldukça faydalı olacaktır.
SİROZ HASTALARINDA PROTEİN TÜKETİMİ VE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Geçmişte siroz hastalarının protein tüketmemesi gerektiğine dair yaygın bir inanış bulunmaktaydı. Ancak günümüzde yapılan çalışmalar, uygun miktarda ve doğru kaynaklardan alınan proteinin kas kaybını önlemek ve bağışıklık sistemini desteklemek açısından gerekli olduğunu göstermektedir. Burada önemli olan, kırmızı et gibi ağır protein kaynaklarını aşırıya kaçmadan tüketmek, bunun yerine yoğurt, kefir, yumurta, balık ve baklagiller gibi daha dengeli protein kaynaklarını tercih etmektir. Doktor ve diyetisyen kontrolünde belirlenen protein miktarı, hastanın evresine göre ayarlanmalıdır.
FİZİKSEL AKTİVİTENİN ÖNEMİ
Siroz hastalığı olan bireyler çoğu zaman kendilerini yorgun ve halsiz hissedebilirler. Bu durum hareket etmeyi zorlaştırsa da tamamen hareketsiz kalmak kas kaybını hızlandırabilir ve genel sağlık durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ağır egzersizler yerine hafif tempolu yürüyüşler, esneme hareketleri ve düzenli fakat yormayan aktiviteler tercih edilmelidir. Günlük 20–30 dakikalık yürüyüşler bile dolaşımı destekleyerek genel iyilik haline katkı sağlayabilir.
ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA
Karaciğer hastalığı olan bireylerde bağışıklık sistemi zamanla zayıflayabilir. Bu nedenle enfeksiyonlara karşı korunmak son derece önemlidir. Ellerin sık yıkanması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması, çiğ veya iyi yıkanmamış gıdaların tüketilmemesi gibi basit önlemler bile ciddi enfeksiyonların önüne geçebilir. Ayrıca doktorun önerdiği aşıların zamanında yaptırılması da koruyucu bir önlem olarak değerlendirilmelidir.
İLAÇ KULLANIMI KONUSUNDA DİKKATLİ OLMAK
Karaciğer, ilaçların metabolize edildiği en önemli organlardan biridir. Bu nedenle siroz hastalarının doktor önerisi olmadan hiçbir ilacı kullanmaması gerekir. Basit ağrı kesiciler veya bitkisel ürünler dahi karaciğer üzerinde beklenmeyen etkiler yaratabilir. Bitkisel olduğu düşünülen bazı ürünler toplumda zararsız kabul edilse de, içerdikleri maddeler karaciğer için toksik olabilir. Bu nedenle her türlü takviye veya ilaç kullanımı mutlaka hekim kontrolünde olmalıdır.
PSİKOLOJİK ETKİLER VE DUYGUSAL DESTEK
Kronik bir hastalıkla yaşamak, kişinin ruhsal durumunu da etkileyebilir. Siroz hastalarında zaman zaman kaygı, umutsuzluk veya depresif duygular görülebilir. Bu durum son derece doğaldır ve göz ardı edilmemelidir. Aile desteği, sosyal çevre ile iletişimi sürdürmek ve gerektiğinde profesyonel psikolojik destek almak hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir. Moral ve motivasyon, tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır.
DÜZENLİ TAKİBİN HAYATİ ÖNEMİ
Siroz, uzun süre sessiz ilerleyebilen ancak komplikasyon geliştiğinde hızlı şekilde ağırlaşabilen bir hastalıktır. Bu nedenle düzenli doktor kontrolleri ihmal edilmemelidir. Kan testleri, görüntüleme yöntemleri ve gerekli görülen diğer tetkikler sayesinde olası komplikasyonlar erken dönemde tespit edilebilir. Erken müdahale, birçok ciddi sorunun önüne geçebilir veya etkilerini azaltabilir.
KARACİĞER NAKLİ VE HASTALARIN AKLINDAKİ SORULAR
Son dönem siroz hastalarında karaciğer nakli, yaşam süresini ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilen bir tedavi seçeneğidir. Karaciğer nakli denildiğinde hastaların aklına çoğu zaman zor ve riskli bir süreç gelir. Ancak günümüzde nakil cerrahisi ve yoğun bakım koşullarının gelişmesiyle birlikte başarı oranları oldukça yükselmiştir. Nakil sonrası hastaların büyük bir kısmı günlük yaşamlarına geri dönebilmekte, hatta çalışabilmekte ve sosyal hayatlarını sürdürebilmektedir. Elbette bu süreç sabır, düzenli takip ve disiplin gerektirir.
SİROZUN ÖNLENMESİ MÜMKÜN MÜ?
Sirozun en önemli özelliklerinden biri, birçok durumda önlenebilir nedenlere bağlı olarak gelişmesidir. Hepatit B aşısının yaptırılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, sağlıklı kilo aralığında kalınması ve düzenli sağlık kontrollerinin yapılması siroz gelişme riskini ciddi ölçüde azaltabilir. Özellikle karaciğer yağlanması, günümüzde giderek daha yaygın hale gelen bir sorun olduğu için sağlıklı beslenme ve düzenli hareket alışkanlığı yalnızca genel sağlık için değil, karaciğer sağlığı için de büyük önem taşır.
TOPLUMDA SİROZ HASTALIĞINA YAKLAŞIM
Siroz hastaları zaman zaman toplum içinde yanlış anlaşılmalarla karşılaşabilir. Bu hastalığın yalnızca alkol kullanımına bağlı olduğu yönündeki yanlış inanış, bazı hastaların kendilerini suçlu hissetmesine veya sosyal açıdan zorlanmasına neden olabilir. Oysa sirozun çok farklı nedenleri vardır ve birçok hasta bu hastalığa tamamen kontrolü dışındaki nedenlerle yakalanmaktadır. Bu nedenle hastalara karşı anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşım sergilemek son derece önemlidir.
YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAK MÜMKÜN
Siroz tanısı almak, hayatın sona erdiği anlamına gelmez. Doğru tedavi, düzenli takip, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve güçlü bir sosyal destek ile hastalar uzun yıllar aktif ve üretken bir yaşam sürdürebilirler. Hastalığı tanımak, vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak ve doktor önerilerine uymak bu süreçte en önemli adımlardır.
Sonuç olarak siroz, ciddi ancak doğru yaklaşımla yönetilebilen bir hastalıktır. Bilinçli bir hasta, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastalığın ilerleyişi yavaşlatılabilir, komplikasyonlar önlenebilir ve yaşam kalitesi korunabilir. Unutulmamalıdır ki erken tanı ve düzenli kontrol, sirozla mücadelede en güçlü silahlardan biridir. Bu nedenle risk grubunda olan bireylerin gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurması ve gerekli tetkikleri yaptırması büyük önem taşımaktadır.


