
KALIN BAĞIRSAK KANSERİ NEDİR?
Kalın bağırsak kanseri ülkemizde en sık görülen kanserler arasında kadınlarda üçüncü (birinci meme, ikinci tiroid), erkeklerde ise 4. sıradadır (birinci akciğer, ikinci prostat, üçüncü mesane) (Uluslararsı Kanser Ajansı,2012 verileri).
Bu kanserler meme, rahim ağzı, prostat kanserleri gibi henüz bir belirti olmadan tarama testlerinde erkenden saptanarak tamamen tedavi edilebilmektedir.
Kalın bağırak kanserlerinin %80 kadarı bağırsak duvarında polip olarak adlandırılan çıkıntıların zamanla habisleşmesinden oluşmaktadır.
Bu polipler özellikle ileri yaşlar daha sık görülmektedir. Kolonoskopi sırasında saptanan polipler endoskopik yöntemle alındığında kanserleşme ortadan kaldırılmış olmaktadır.
Kalın bağırak kanserleri erken saptanmadıklarında kanama, dışkı yapamama,dışkılama isteğine rağmen tuvalette rahatlayama gibi belirtilere neden olabilir.
KALIN BAĞIRSAK KANSERİ BELİRTİLERİ
En sık belirti halsizlik ve kansızlık olmaktadır. Dışkıda belirgin bir kanama gözle görülmez (mikroskopik kan), ancak solukluk, halsizlik ve çarpıntı gün geçtikçe daha belirginleşir.
Bunun nedeni tümörden oluşan çok küçük (gizli) kanamaların dışkının renginde değişiklik yapmaması nedeni ile uzun süre devam etmesi aylar sonunda kansızlık belirtilerinin ortaya çıkmasıdır.
Bu aşamaya gelmeden, henüz belirtisiz iken tümörlerin saptanıp tedavi edilmesi yaşam kurtarıcı olabilir.
Hem kemoterapi ve radyoterapiye gereksinimi ortadan kaldırır hem de normal yaşam süresini tekrar kazandırabilir, yaşam kalitesini artırır. Kolon kanserini erken yakalamak için tarama işlemleri yapılmaktadır.
Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği dünyadaki diğer konuyla ilgili derneklerde olduğu gibi kolon hastalıkları belirtisi olmayan her bireye 50 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmasını ve her yıl dışkıda gizli kan baktırmasını önermektedir.
Kalın bağırak kanserleri ailesel (genetik) olabilmektedir. Ancak bunun sıklığı tüm kalın bağırsak kanserlerinin %10 u kadardır. Özellikle ailesinde 40 yaşının altında kalın bağırsak kanseri olanlarda bu risk göz önüne alınmalıdır.
Ailede olgu sayısı arttıkça risk de artmaktadır.Bu bireylerin tarama kolonoskopileri ve gizli kan araştırnmaları daha erken yaşlarda (30-35 yaş) başlamalıdır.
KALIN BAĞIRSAK KANSERİ TEDAVİSİ
Hangi yaşta olursa olsun açıklanamayan kansızlık tuvalet alışkanlığında değişme, dışkıda açıklanamayan kan, uzun süren kabızlık, açıklanamayan kilo kaybı olan bireylerin kolonoskopi yaptırması gerekir.
Kolonoskopi konusunda bir ön yargının hakim olduğu gözlenmektedir. Deneyimli hekimler elinde kolonoskopi sıklıkla ağrısız bir işlem olup yaklaşık 20 dakika kadar sürmektedir.
Bir gün önce sıvı gıda alımı ve bağırsak boşaltıcı ilaçlar kullanılarak yapılan kolonoskopi hazırlığı yeterli olmaktadır. İşlem sırasında ağrı ve heyecanı ortadan kaldırmak için damardan teskin edici ilaçlar verilmektedir.
Kolonoskopi normal ise 10 yılda bir tekrarlanması önerilmektedir. İşlem sırasında görülen polipler aynı anda alınmakta anormal bulunan dokulardan örnekler alınarak tanı konulmaktadır. Polip belirlenen bireylerde kolonoskopi daha sık aralıklarla yapılmalıdır.
Çok erken saptan kanserler kolonoskopi sırasında tamamen alınarak bir ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebilmektedir. Kolonoskopi’nin mutlaka tam yapılmış olması gereklidir. Bazı durumlarda kalın barsağın tümüne ulaşılamamış yada bağırsak tam temizlenmemiş olabilir.
Tam yapılmadıysa kısa süre içinde yinelenmelidir. Kalın bağırsağın alt kısımlarında polip veya kanser saptandığında yukarı kısımlarında da bulunma sıklığı %5 civarındadır. Bu nedenle barsağın tamamının incelenmesi önem taşımaktadır.
Gecikilmiş ve büyüyerek barsağı tıkamış kitleler tıpkı kalpteki gibi stent konularak açılmaktadır. Bağırsağın son15 cm lik bölümü rektum adını alır ve bu bölge kanserleri tüm kalın bağırsak kanserlerinin %35 ini oluşturmaktadır, belirtileri daha yukarıdaki tümörlerden farklılık gösterebilmektedir.
Örneğin dışkıda kırmızı renk kan olması, yalancı dışkılama isteği, makat bölgesinde ağrı görülebilmektedir. Bilindiği gibi dışkılama sırasında kırmızı kanama sıklıkla hemoroidlerden (basur) olmaktadır.
Birçok kez bu kanamaların nedeni tam ortaya konulmadan hemoroid kabul edilerek tedavi edilmekte bazen de utanıldığı için doktora gidilmemektedir. Oysa anüs yolundan oluşan kanamaların mutlaka doktor tarafından nedeninin saptanması gerekmektedir.
Hemoroid toplumda yaygın bir hastalıktır, ancak hemoroidi olanlarda başka nedenlerle de kanama olabileceği unutulmamalıdır. Özellikle 40 yaşından sonra hemoroidden de olsa makattan kanama veya kanlı dışkılama varsa mutlaka kolonoskopi yapuılmalıdır.
Ancak rektum kanserleri hemoroid oluşumuna neden olmaz. Ne yazık ki birçok rektum kanseri hastası uzun bir zaman hemoroid diye tedavi edildiğinden hastalık ilerleyerek ileri evrelere ulaşmakta ve hatta ameliyatla tam tedavi şansını kaçırabilmektedir.
Bu nedenle makattan her ne nedenle olursa olsun kanaması olan bireylerin konu ile ilgili uzmana muayene olması çok önemlidir. Rektum kanserlerinin %50 si doktorun parmakla muayenesi sırasında belirlenebilmektedir.
Utanma, geleneksel inançlar veya korku nedeni ile bazı hastaların parmakla muayeneyi kabul etmedikleri görülmektedir. Bu muayene hasta tarafından kabul edilmelidir, sıklıkla ağrılı değildir, birkaç saniye sürer ve hekime çok değerli bilgiler verir.
Kalın bağırak kanserlerinin çok erken dönemlerinde endoskopik tedavi yapılabilmektedir. Laparoskopik cerrahi de gerek üst gerekse rektum bölümlerinin kanserlerinde etkin tedavi sağlamaktadır. Laparoskopik tedavide ameliyat sonrası iyileşme hızlı,ağrı daha az olmaktadır.
Rektum kanserlerinin çoğunda artık kalıcı kolostomi (bağırsağın karına açılması) yapılmadan tedavi sağlanmaktadır. Bu bölge kanserleri ilerlemiş ise ameliyattan önce radyoterapi yapılarak tümör küçültülmekte ve ondan sonra ameliyata alınmaktadır.
Unutulmamalıdır; bir kanser ne kadar erken yakalanırsa yaşam süresi ve kalitesi de paralel olarak daha yüksek olmakta, bireysel ve ailesel travma, tedavi maliyeti de o denli düşük olmaktadır.


